Sponsor Bağlantılar

-

Namık Kemal Cezmi Romanı Kısa Özeti, Ana Fikri, Konusu İncelemesi


Sponsor Bağlantı

Namık Kemal Cezmi Romanı Kısa Özeti, Ana Fikri, Konusu İncelemesini sizlere sunmak istiyoruz.

Namık Kemal

Konu

Kitapta genç , cesur , vatanını ve milletini herşeyden bu arada pekçok seven bir yiğidin devleti için yaptıkları ve savaştaki kahramanlıklar anlatılıyor .

namikkemalresimleri

Özet

Cezmi mert bir sipahi olduğu gibi  , bilgin bir şairdir de Yakışıklıdır . Ciritte , atlı sporda ustadır . Roman İstanbul’da başlar .
XVI . yüzyıl bünyesinde Avrupalılar , Abd’nın hemen her tarafına sokularak , o zamana civarında kayıplarda kalmış ve hiç işlenmemiş olan bu yepyeni dünyanın her tür yararlı hazinelerinden hisse almaya başladılar .

XVI . Yüzyılın üstünlükleri yanlızca bunlardan da ibaret değildir . Tekrar bu yüzyıl bünyesinde , Büyük Türk Hakanı ve Türk Orduları Başkomutanı   Kanuni Padişah Sülayman I . Şanlı bayrağımızı , şafaklar bünyesinde doğmuş bir hilal bunun için aynı , Viyana’larda , Tebriz’lerde , İspanya ve Hindistan’larda dolaştırarak dünyanın doğusunda , batısında şanla , şerefle dalgalandırıyordu .

Kanuni’nin ölümünden bundan sonra başa Yavuz Padişah Selim geçmişti . Bunun üst kısmına İran Safevi Devleti , Türk milletiyle savaş kapsamında boy ölçüşmeyi pratik sanıyor; bazı boş hayallere kapılmaktan bizzat kendilerini alamıyorlardı . İşte o arzuların , o huyların sonucuydu ki , Safevi Devletiyle Osmanlı Devleti birbirine harp duyurdu .

Devrin sadrazamı Sokullu Mehmet Paşa , bu savaşı faydasız görüyor ve yapılmasını istemiyordu . Bu Sırada sonraları devletçe kararlaştırılan İran seferi ve savaşın başlaması , tecavüzün bir önce düşman aracılığıyla yapıldığı düşüncesine dayandı . Ve şuarada burada başlayan Gürcü isyanlarının bastırılacağı söylentisi meydana atılarak , silahlı kuvvetler Üsküdar’a çekildi .

Cezmi ise , yüzünde zeka ışıkları , parlayan mert tavırları ve göz müşteri gençliği ile koca bir ordunun bünyesinde en seçkin bir yaratık sayılacak civarında herkesin kabul ve iltifat bakışlarını üst kısmına çekip duruyordu .

İran Hükümeti , Türk ordusunun İstanbul’dan hareketini bilgi alır almaz , Tokmak Han’I Gürcistan Muhafızlığına atama eylediği bunun için aynı , Tebriz’deki askerine de , Allah Kuli Han komutusunda , Van üzerinden Anadolu!ya hücum emrini vermişti . İki silahlı kuvvetler Çıldır sahrasında karşılaştı .

Osmanlı ordusunun en başında Derviş Bey bulunuyordu . Derviş Paşa , genç bir kahraman , bilinçli bir binici olduğu civarında da yaradılıştan pekçok heyecanlı ve hiddetli bir zattı; en basit bir şeyden hemen parlayıverirdi . Düşmanla karşılaştıkları gün , kükremiş bir aslan kesildi . Düşman kendilerinden kat kat fazlaydı;fakat o , aradaki bu sayı farkına hiç önem vermedi; bayrağı altında bulunan üç 4 yüz yiğitle koca bir ordunun ta kalbine , en can alacak adına saldırmakta bir an bilr tereddüt etmedi .

Düşmanın kimini yerlere seriyor , kimini çil yavrusu bunun için aynı darmadağın ediyordu . Ne var ki ne çare ki saflarımız gittikçe seyrekleşiyordu . Bunun Için yanıt düşman askeri ise , mütemadiyen takviye aldığı için , azalmak bu şekilde dursun , bilakis gittikçe çoğalıyordu . İranlılar hücumlarıyla son birliğimizi kuşatmaya muvaffak oldular ve bir hayli askerimizi de şehit ettiler . Derviş Paşa bu elverişsiz kurallar altında yılmıyor , yanında sağ olan bir avuç kahramanla göğüs göğüse , kılıç kılıca bir boğuşma ile düşmanı saatlerce hırpalıyor , hırpalıyordu .

Nihayet Tokmak Han aracılığıyla üzerlerine dolgun mevcutlu bir süvari alayıdaha hemen sevk edildi . Bu kıtır kuvvet , güçlü bir saldırışla Paşa’nın yanında bulunanlardan otuz civarında kahramanı şehit ettikten bundan sonra , topuz ve kılıç darbeleriyle kendisini de atından düşürdüler .

Genç ve kahraman Türk komutanı yaya kaldığı takdirde , bir başına koca bir alayla bir hayli gün başa çıktı; birbiri ardına üst kısmına saldıran üç iranlıyı birer kılıçta ikiye böldü . İranlılar , güçlü bir hücum ile Paşa’nın sağ tarafında bulunan birden çok süvarimizi de şehit ettikten bundan sonra , bir okla paşa’nın atını öldürdüler; İki. bir oklada kendisini yaraladılar .

Cezmi yer aldığı yerden paşa’nın düştüğü tehlikeyi görünce , gözlerini kan bürüdü; tüyleri diken diken oldu . Öyle Ki özünden geçmiş denilecek heybetli bir tavırla :

_Paşa yerlerde yatıyor! Dinini , milletini , devletini seven arkamdan gelsin!…

.....

Diyerek kılıcını ağzına , kargısını aline aldı . Ferhat Paşa’nın yadigarı olan küheylanın dizginini boynuna attı , başını düşman üst kısmına çevirdi ve düşmana hücum etti . Yanında bulunanlar da kendisiyle beraber ileri atılmakta bir an dahi tereddüt etmediler; komutanlarını kurtarmak için belki rüzgarla yarışabilecek civarında çabuk koştuğu için , Paşa’nın etrafını sarmış bulunan düşman askerlerine herkesten bir önce o yetişti; birbiri ardınca birden çok düşmanı tepeliyerek paşa’nın hemen yanına vardı ve yere indi .

Paşa’yı kendisinin atına bindirdi . Hürmet ile üzengisini öptüğü sırada diğer arkadaşları da yanlarına geldiler . Atını Paşa’ya verdiği için yaya olan Cezmi de anlık bir hareketle bir İran süvarisinin dizginine sarıldı . Fevkalade bir ustalıkla adamı öldürerek altındaki ata atladı ve savaşan arkadaşlarını arasına karıştı .

Aradan belli bir süre gün geçmişti ki , düşman saflarının arkasında kara bir duman belirdi . Tam o sırada bizim askerlerin arkasında da kızıl bir toz bulutu kalktı . Öyle ki , bulutun büyüklüğüne ve dehşetine bakılsa , yerler gökler birbirinin üst kısmına yığılmış geliyor sanılırdı . Ordumuza kıtır kan geliyordu .

Özdemiroğlu Osman Paşa kuvvetleri biçare askerlerimizin yardımına koşuyordu . Bu kuvvetler düşmanın üst kısmına yağmur yağarcasına kurşun yağdırıyorlardı . Ne var ki o devrin silahları sudan etkilendikleri için , yağmurun kuvvetiyle , on – oniki dakikalık bünyesinde bütün bütün  . tam olarak ) kullanılamaz duruma gelmiş ve iş tekrar kılıca dayanmıştı . O devirde ateşli silahları en iyi kullanan Türklerdi . Türklerin ellerindeki ateşli silahler işlemez duruma gelince İranlılar çoğunluklarına güvendiler; ordumuza hücum etmeye başladılar .

Deviş Paşa çadırına çekilince, Cezmi de anında savaşa katıldı. Gösterdiği kahramanlık ve ustalığa yalnız bizimkiler değil, karşı tarafın kahraman kişilerini bile hayran bıraktı. At, tabanca kullanmakta öyle harikalar gösterdi ki, komutanı Osman Paşa benzeri vazifesinden yabancı birşeyi gözü görmeyen olanca dikketiyle savaşı idare ediyor durumda olan kritik bir askeri bile vaik vakit adeta tertibatını unutturacak civarı hayranlıkla kendisini seyretmek zorunda bıraktı.İranlılar, hava iyice kararınca tabana kuvvet kaçtılar.

Savaştan hemen ardından Osman paşa, Derviş Paşa’nın yanına giderek vaziyet değerlendirmesi yaptılar. Cezmi’nin kahramanlıklarından bahsettiler ve Cezmi’yi yanlarına çağırttırarak onu ödüllendirdiler.

Cezmi’nin savaşta tanıştığı Adil Giray ve kardeşi Gazi Giray bu savaşta esir düşmüşlerdir ve İran sarayına götürülürler. Burada Perihan ve Şehriyar Adil Giray’a aşık olurlar. Sünni mezhebinde durumda olan Perihan, seviştiği Adil Giray’la, Osmanlı ordusunun da yardımını alarak İran saltanatını elde etmek amacındadır. Bunu Şehriyar haber alır; taraflar kanlı bir boğuşmaya tutuşurlar. Şehriyar, Perihan ve Adil Giray ölürler. Cezmi yaralanır ve derviş kılığına girerek güçlükle vatanına döner.

Ana Fikir

Herkes, vatanı amaçlı elinden iştirak eden herşeyi yapmalı üstelik uğrunda canını seve seve verebilmelidir.

Şahıslar ve Olaylar

Kitapta olaylar en minik ayrıntısına civarı anlatılmıştır. Bir Sürü sürükleyici bir anlatım tarzı vardır. Ama yazar bazen konunun dışına çıkarak, bunun da farkına vararak “konunun dışına çıktık galiba, kaldığımız yerden aynı ritimde devam edelim.” halinde ifadeker kullanmış ve bu da akıcılığı vakit zaman yok etmiştir.

CEZMİ: Genç Ergen  ve yakışıklı bir delikanlıdır. At ve okçuluk sporunda epeyce ustadır.

ADİL GİRAY: Adil Giray, doğuştan şair olduğu civarı da asker yaradılışlıydı. Vicdanı temiz, kültürü kuvvetli, dindar ve hamiyetli bir insandır.

PERİHAN: İran Safevi Devleti’nin hükümdarı Tahmasp’ın kızıdır. Politika kapsamında bir sürü başarılıdır. Tanrı’nın özene bezene yarattığı eşsiz bir dünya güzelidir.ahlak ve karakter durumundan da emsali yoktur. Bir Sürü cesur ve her yönden kuvvetlidir.

ŞEHRİYAR: Kırkına yaklaştığı takdirde, tazeliğini ve güzelliğini kaybetmemiştir. Yılan benzeri görünüşte fit, ancak kuvvetli bir bünyesi vardır. Aciz kaldığı vakit yılan benzeri sürünür; ancak eline bir vesile geçer geçmez insanı sokar

DERVİŞ PAŞA: Sokullu soyundandır. Saldırdığı vakit şiddetle saldıran, temiz yürekli, genç bir kahraman olduğu benzeri, binicilikte de başka komutanlardan ve belki Türk sipahisinin hepsinden daha üstün sayılan bir şahıstır.

Kitap Özetlerini Paylaşmaya Devam Edeceğiz.




Benzer Konular

 meyve suyuNamık kemal cezmi konusucezmi konusuzehra romanının ana fikricezmi kitabının özetiNAMIK KEMAL CEZMİcezmi romanı özeticezmi kitabının ana fikrinamık kemal cezmı ana fıkricezmi kitabının kısa özeti
Namık Kemal Cezmi Romanı Kısa Özeti, Ana Fikri, Konusu İncelemesi admin tarafından 4 Kasım 2013 tarihinde , Öğrenci Ders Notları kategorisine eklenmiştir.
    yeni 10
Benzer Konular
Namık Kemal Cezmi Romanı Kısa Özeti, Ana Fikri, Konusu İncelemesi isimli bu konuyu ;
Google'de Ara
BlogSearch'te Ara
Buzzzy'de Ara
Twitter'da Ara
Bing'te Ara
İletişim

Sende Yorum Yaz